Kayıtlar

İlkbaharda Matem

    Günlerden cumartesi, uzun bir süre sonra dostlarla dışarıda kahve içme fırsatı bulduğum ilk gün. Dostlarla yaptığımız koyu sohbet sonrası dağılma merasimi gerçekleşiyor ve  kendimle başbaşa kalıyorum. Kendime şöyle deniz kenarına gidip güzel bir yürüyüş yapmayı telkin ediyorum... Denizin dalga seslerine martılar eşlik ediyor. Ayrıca insanların konuşma ve gülüşme sesleri. Bu kadar hengame arasında sessizce dalgaları izleyen birine gözüm ilişiyor. Gözlerinde sanki sonsuza kadar sürecek hüzün ifadesi. Onda beni çeken farklı bir dürtü hissediyorum. Hemen yakınlarda oturacağım  bir yer gözlemliyorum. Sağ çaprazımda birkaç adım ötede bir bank gözüme ilişiyor. Hızlı adımlarla banka erişip usulca oturuyorum. Onunla tanışma arzusu beni ele geçiriyor ama neden? Neden gözleri bu kadar dalgın? Onunla tanışma arzum gözlerindeki hüznün bir parçasını kendimde hissedişimden midir? Hiç bilmediği biriyle ilgili neden bu kadar çok şey merak eder insan? Oturduğu bankta küçük bi...

Hayatın Senfonisi

     Klasik müzik bestesindeki eşsiz nota dengesi , işte bu sanatsal hayat tanımı. Sert notaların ardından gelen, yumuşak notaların iç kamaştırıcı ahengine hep kapılmışımdır. Notalar arasında hayata dair izler bulmak , işte tam da bahsetmek istediğim. Hayat, içinde yumuşak notalarıyla insanı cezbeden sert bir senfoni değil midir? İhtişamlı düzen içindeki karmaşık hayatlar ve o karmaşa içinde küçük gülümseyişler, birkaç dost, kitaplar...İşte bunlar, hayat yolculuğunu eşsiz bir besteye çeviren yumuşak dokunuşlar.

Kafesli Düşünceler

      Yürüyorum...her adımımda karın ezilme sesindeki naiflikle. Yürüyüşüm, hayatın içinde mi yoksa zihnimdeki düşünceler karmaşasında mı tam olarak bilemiyorum. Düşünceler farklı bir evren azizim. Yolları farklı mesela bazen güllük gülistanlık bazen de en hiddetli savaş meydanı. Ancak en güzel yanı ne biliyor musun? Her şeyi sen kurguluyorsun her şey senin kafeslerinle ölçülüyor. Yolu güzelleştiren de senin düşüncen harabeye çeviren de.       Sahi ne çok kafeslerimiz var hayatta; korkularımız, endişelerimiz, kendimizle sürüklediğimiz geçmiş pişmanlıklarımız, gelecek endişemiz, çevremiz, putlaşmış düşünce kalıplarımız...Hayali kafeslere hapsediyoruz kendimizi. Ne çıkmak istiyoruz oradan ne de yakınmaktan vazgeçiyoruz. Onlardan sıyrılmak bir kuş için uçmak kadar kolay fakat aynı zamanda meşakkatli bir yolculuk. Kitaplarla yolunu ördüğüm ve her adımımda yeni dünyalar keşfettiğim uzun bir yolculuk.       Bir anda kargaların...